İman-ı Bilahiret
Senai DEMİRCİ hocamın çok güzel bir sözü vardır, der ki; “Risale-i Nur, kalbimizi yeniden yazıyor” . Okudukça , düşündükçe kendisine daha çok hak veriyorum. Kendimi ele almak gerekirse hayatımda iki evre var: “Risale-i Nur okumadan önce ve Risale-i Nur okuduktan sonra.” Ve ikisi arasında gerçekten büyük farklar var. Evet öncesinde de ibadetlerimi yapıyor muydum yapıyordum, tesettürlü müydüm evet tesettürlüydüm, yaşayışımda dikkatli miydim evet hamdolsun dikkatliydim. Ama Risale-i Nur’lar insanın alemini apayrı bir şekilde aydınlatıyor. Sanki öncesinde farklı bir dindeymişsin de mükemmel bir dinle tanışmışsın hissi veriyor yoğun bir şekilde. Okudukça dinimi yeni keşfediyormuşum gibi geliyor, tatlı, heyecanlı, güzel mi güzel bir yolculuk Risale-i Nur okumak. Nasip eden Rabbime binlerce şükür. Ve çok üzüldüğüm bir konu var, ne yazık ki Risale-i Nur’ları ve Üstadı’mı bilen bir ailenin ferdi olmama rağmen geç başlamışım okumaya. Sadece onlardan Üstadımı dinlemekle yetinmişim. Ama elbet vardır bunda da bir güzellik.
Ve Risale-i Nur Külliyatında en zorum olan İşarat-ül İ’caz… Okudukça açılıyor gerçeği destekleniyor hamdolsun gün geçtikçe. İlk okuyuşumda tek kelime anlamamıştım nerdeyse. Elimde kitap bulduğum her büyük ablayı soru yağmuruna tutuyordum “bu ne demek, şu ne demek” diye. Sonrasında da onların açıklamalarını unuttum sanıyordum ve not tutmadığım için üzülüyordum. Ve ne yazık ki ben not tutmakta çok zayıfım, dinlemek üzerine yoğunlaşmış bir fıtratım var. Bu okuyuşumda takıldığım bir yer üzerine biraz düşünüce “a şu abla böyle dediydi, öbürü şöyle dediydi” diyorum ve unutmadığımı görünce yüreğimin kanatlarını zor tutuyorum.
Her satırı birbirinden güzel, çünkü hak çünkü gerçek çünkü doğru. Ama bir sayfası var ki beni derinden vurdu. Şöyle ki gayrı Müslimleri islama davette böyle bir ifade ne gördüm, ne duydum, ne bildim. Bana baktım, bize baktım, aleme baktım..çok farklıydı çok. Biz ki toplum olarak –ki tabiî ki herkesi katmıyorum amma belli bir çoğunluk ne yazık ki belki de en başta ben gayrı Müslimlere bakış tarzımız, çokta iyi değil. A evet Allah hidayet versin diye dua ederiz, üzülürüz ama anlatmaya kalksak, sanırım çokta başarılı olmayız. Ya da en iyisi ben sadece kendimi ele alayım. Ne kadar iyi anlatabilirim doğrusu bilmiyorum. Evet dinimi çok güzel anlatırım, bizim dine girmelerinin sebeplerinide. Ama bizimde inkar etmediğimiz, onların dinini beklide kötüleyerek… Ama Üstadım öyle ifadeler kullanmış ki. O kadar mantıklı ifadeler ki, o kadar okşayıcı, taltif edici ki. Böyle bir saygı… Böyle bir açıklama… Maşallah, barekallah… bunları dinleyen her kalp kesinlikle yumuşar ve gerçeğe koşar aydınlık adımlarla eğer kalpleri mühürlenmemişse…
Ve bu son günlerde yaşadığım tatsız bir olay üzerine tekrar o sayfaya dönüp okuma ihtiyacı hissettim, üzüntüme üzüntü eklendi ama nasip bir şey diyemiyorum açıkçası. Vardır bir hayır elbet.
Ve sizlerden de rica ediyorum nolur açın bir daha okuyun İşaratü-l İ’caz’ın 50.sayfasının 4.maddesini… ve duada unutmayın bu kardeşinizi…
Not: Belirttiğim sayfa sayısı Envar neşriyat için geçerlidir. Envar neşriyatı olmayanlarda İman-ı Bilahiret kısmının başına bakarlarsa ilk 4.madde değil ikinci 4.maddede okuyabileceklerdir..
|